Çilek Üretiminde Kimyasal Kullanımı %90'dan Fazla Azaltıldı

calendar_month 11.10.2026 13:07
Haberi Paylaş:

Geliştirilen entegre çilek yetiştirme sistemiyle kimyasal bitki koruma ürünlerinin kullanımı %90'dan fazla azaltıldı. Dayanıklı çeşitler, biyolojik mücadele, hassas iklim yönetimi ve UV-C teknolojisinin bir arada kullanıldığı sistem, daha sürdürülebilir çilek üretimi için önemli bir alternatif sunuyor.

Çilek Üretiminde Kimyasal Kullanımı %90'dan Fazla Azaltıldı

Hollanda'daki Wageningen University & Research (WUR) araştırmacıları, çilek yetiştiriciliğinde kimyasal bitki koruma ürünlerine olan bağımlılığı önemli ölçüde azaltan yeni bir üretim yaklaşımı geliştirdi. Dayanıklı çeşitler, biyolojik mücadele yöntemleri, hassas yetiştirme teknikleri ve UV-C ışığının birlikte kullanıldığı sistemde kimyasal bitki koruma ürünlerinin kullanımı %90'dan fazla azaltıldı.

Çilek yetiştiriciliğinde hastalık ve zararlılarla mücadele, üreticilerin karşılaştığı en önemli sorunlar arasında yer alıyor. Özellikle yoğun üretim yapılan seralarda bitki sağlığının korunması, ürün kalitesi ve verimlilik açısından kritik önem taşıyor.

Wageningen Üniversitesi araştırmacıları, yaklaşık sekiz yıllık çalışmalar sonucunda kimyasal bitki koruma ürünlerine duyulan ihtiyacı büyük ölçüde azaltabilen entegre bir yetiştirme sistemi geliştirdi.

Araştırma, kimyasal mücadeleye alternatif yöntemlerin birbirinden bağımsız değil, bütüncül bir üretim stratejisi içerisinde uygulanmasının önemini ortaya koyuyor.

Dört temel uygulama bir araya getirildi

Araştırmacılar, çilek yetiştiriciliğinde daha dayanıklı bir üretim sistemi oluşturmak amacıyla dört temel yaklaşımı bir araya getirdi.

1. Sağlıklı fide ve temiz başlangıç

Hastalık etmenlerinden arındırılmış fide materyalinin kullanılması ve bitkilerin kontrollü koşullarda çoğaltılması, üretim başlangıcında hastalık riskinin azaltılmasını sağlıyor.

2. Dayanıklı çilek çeşitleri

Phytophthora gibi önemli hastalık etmenlerine karşı daha düşük hassasiyet gösteren çeşitlerin tercih edilmesi, kimyasal müdahale ihtiyacının azaltılmasına katkıda bulunuyor.

3. Optimum yetiştirme koşulları

Sürdürülebilir yetiştirme ortamları, hassas sulama yönetimi ve uygun sera iklimi sayesinde bitkilerin daha güçlü gelişmesi hedefleniyor.

4. Biyolojik mücadele ve UV-C teknolojisi

Zararlıların doğal düşmanlarını destekleyen bazı bitkiler ve külleme hastalığının baskılanmasında kullanılan UV-C ışığı, sistemin önemli bileşenlerini oluşturuyor.

Bu uygulamaların birlikte değerlendirilmesi, hastalık ve zararlı baskısının azaltılmasına yardımcı oluyor.

Kimyasal bitki koruma kullanımı %90'dan fazla azaldı

Araştırmanın proje lideri ve bitki sağlığı araştırmacısı Kirsten Leiss, farklı yetiştirme tekniklerinin tek bir dayanıklı üretim sistemi içerisinde birleştirilmesiyle kimyasal bitki koruma ürünlerinin kullanımını %90'dan fazla azaltmayı başardıklarını belirtiyor. Bu sonuç, çilek yetiştiriciliğinde kimyasal bitki koruma ürünlerine bağımlılığın önemli ölçüde azaltılabileceğini gösteriyor. Ancak araştırma, tamamen kimyasalsız üretimin her koşulda sağlandığı anlamına gelmiyor. Çalışmanın temel başarısı, kimyasal kullanımının çok düşük seviyelere indirilebilmesi.

Bazı bitkiler biyolojik mücadeleyi destekliyor

Geliştirilen sistemin dikkat çeken bileşenlerinden biri, zararlı böceklerle mücadelede faydalı organizmaların desteklenmesi. Bazı bitkiler, doğal düşmanlara yaşam alanı ve besin sağlayarak faydalı böcek popülasyonlarının sera içerisinde daha istikrarlı şekilde bulunmasına yardımcı olabiliyor. Böylece zararlıların yoğunluğu artmadan önce biyolojik mücadele kapasitesinin oluşturulması hedefleniyor.

Araştırmacılar, doğal düşmanların önceden yerleştirilmesi ve gerektiğinde ek besin kaynaklarıyla desteklenmesinin üreticiler tarafından kademeli olarak uygulanabilecek yöntemler arasında bulunduğunu belirtiyor.

UV-C ışığı külleme hastalığına karşı kullanılıyor

Araştırmanın bir diğer önemli bileşeni UV-C ışığı. Belirli uygulama koşullarında kullanılan UV-C teknolojisi, çilek yetiştiriciliğinde önemli sorunlardan biri olan külleme hastalığının kontrol altına alınmasına yardımcı olabiliyor. Araştırmacılar, UV-C donanımına sahip otonom platformların üretim sistemlerine entegre edilebileceğini ifade ediyor. Bu teknoloji, kimyasal bitki koruma ürünlerinin kullanımını azaltmaya yönelik alternatif yöntemlerden biri olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte UV-C uygulamalarında ışık dozu, uygulama süresi, bitki hassasiyeti ve çalışan güvenliği gibi faktörlerin dikkatle yönetilmesi gerekiyor.

Tohumdan yetiştirilen F1 hibrit çeşitler öne çıkıyor

Araştırmada çilek çoğaltma yöntemlerinin de önemli bir rol oynadığı belirtiliyor. Geleneksel çilek üretiminde bitkiler çoğunlukla stolon adı verilen sürünücü kollar aracılığıyla vejetatif olarak çoğaltılıyor. Ancak bu yöntem, bazı hastalık etmenlerinin çoğaltım materyaliyle taşınması açısından risk oluşturabiliyor. Tohumdan yetiştirilen F1 hibrit çeşitler ise kontrollü üretim koşullarında daha temiz bir başlangıç yapılmasına katkı sağlayabiliyor. Araştırmacılar, Limore One gibi yeni çeşitlerin verim açısından geleneksel yöntemlerle çoğaltılan çeşitlerle rekabet edebildiğini belirtiyor. Bu gelişme, çilek yetiştiriciliğinde tohumdan üretimin gelecekte daha fazla önem kazanabileceğini gösteriyor.

Üreticiler sistemi kademeli olarak uygulayabilir

Araştırmanın sonuçları çilek sektöründe ilgi uyandırsa da geliştirilen sistemin tüm bileşenlerinin aynı anda uygulanması, özellikle başlangıç yatırım maliyetleri nedeniyle her işletme için kolay olmayabilir. WUR araştırmacısı Johanna Bac-Molenaar, üreticilerin sistemin tamamını doğrudan benimsemek yerine uygun bileşenleri kademeli olarak uygulayabileceklerini belirtiyor. Bazı bitkilerin kullanılması, biyolojik mücadele organizmalarının desteklenmesi veya UV-C teknolojisinin üretime dahil edilmesi bu uygulamalar arasında bulunuyor. Bu yaklaşım, farklı büyüklüklerdeki çilek işletmelerinin kendi teknik ve ekonomik koşullarına uygun çözümler geliştirmesine olanak sağlayabilir.

Sera dışındaki çilek üretimine de uygulanabilir

Araştırmaların önemli bir bölümü Hollanda'nın Bleiswijk bölgesindeki araştırma seralarında gerçekleştirildi. Bununla birlikte geliştirilen yöntemlerin yalnızca kapalı sera üretimiyle sınırlı olmadığı belirtiliyor. Özellikle yükseltilmiş yetiştirme sistemleri kullanılan açık alan çilek üretiminde de biyolojik mücadele, sağlıklı fide kullanımı ve hassas yetiştirme tekniklerinden yararlanılabilir. Ancak açık alan koşullarında hastalık baskısı, iklim ve uygulama etkinliği farklı olabileceğinden yöntemlerin üretim koşullarına göre uyarlanması gerekiyor.

Daha sürdürülebilir çilek üretimine doğru

Kimyasal bitki koruma ürünlerinin kullanımının azaltılması, tarımsal üretimin çevresel etkilerinin sınırlandırılması açısından önemli fırsatlar sunuyor.

Bu yaklaşım, bitki koruma ürünlerinin çevreye taşınma riskinin azaltılmasına, su kaynaklarının korunmasına ve daha düşük kalıntı riski taşıyan ürünlerin yetiştirilmesine katkıda bulunabilir.

Hollanda Tarım, Balıkçılık, Gıda Güvenliği ve Doğa Bakanlığı'nın desteklediği araştırma programı kapsamında geliştirilen sistem, biyolojik mücadele, bitki ıslahı ve modern yetiştirme teknolojilerinin birlikte kullanılmasının önemini gösteriyor.

WUR araştırmacıları, çalışmaların henüz tamamlanmadığını ancak kimyasal bitki koruma ürünlerine bağımlılığın azaltılması konusunda önemli bir temel oluşturulduğunu vurguluyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu en önemli sonuç, çilek yetiştiriciliğinde yüksek üretim performansı hedeflenirken kimyasal bitki koruma ürünlerinin kullanımının da büyük ölçüde azaltılabileceği.

 

 

 

 

Kaynak: Wageningen University & Research (WUR)

Araştırma: Kirsten Leiss ve araştırma ekibi

Derleme ve Editoryal Düzenleme: AgroAktüel

Etiketler: Çilek Yetiştiriciliği Biyolojik Mücadele UV-C Bitki Sağlığı Entegre Mücadele
AgroAktüel